Rizeye has Atasözleri Ve Beddualar

*Tuttuğun altun olsun.

*Heyirli yerlere nesip olasun.

*Allah eksukluğuni vermesun.

*Oğul veresun dünyayi doldurasun.

*Allah ağrilaruni Kaf dağinun arkasina aşursun.

*Allah bedenisihetuni artursun.

*Boş keseye salmayasun.

*Helil İbrahim bereketine kavuşasun.

*Çok eyi gün göresun.

*Ceenem kokisi burnuna vurmasun.

*Temiz süt emmemişe düşesun.

*Dünyayı tutasun.gözümün eşuği.

*Cennet bahçelerine gezesun.

*Zinun keskin olsun.

*Su gibi ömrün olsun.

*Su olup taşasun dünyalari tutasun.

*Gökten yağsun yerden toplayasun.

*Günlerun uzun olsun.

*Ah vah demeyesun.

*Nerde güneş varsa yüzüne çalsun.

*Allah ne muradın varsa versun.

*Allah bi deduğuni iki etmesun.

*Beytulllaha yüz süresun.

*Allah eyulerine kat bizi.

*Üzüm asmasi olasun dünyayı sarasun.

*İhya olasun.Heyirler göresun.

*Bir günün bin olsun.

*Beyaz sakal tarayasun.

*Ocağın sönmesun.

*Ocağuna siranluk bitsin.

*Ocağuna yildirim düşsün.

*Ocağından duman çıkmasun.

*Ocağın şenlenmesun.

*Ocağın kapansın.

*Kısa günli olasun.

*Dertle yatasun dertle kalkasun.

*Alayim günleruni.

*Günlerun gelsun bağa.

*Anan ğuyis olsun ustune.

*Ander kalasun.

*Allah supur sifatsuzi.

*Gençluk yipratmayasun.

*Boyun devrulsun.

*Ellerun koynuna kalsın.

*İki yakan bir araya gelmesun.

*Gidişun olsun geluşun olmasun.

*Kurtlara kuşlara yem olasun.

*Tuttuğun dallar elune gelsun.

*Seni Allah paklasun.

*Adun batsun.oturdun kalkmayasun.

*Kucağın şenlenmesun.

*Günlerun kesulsun.

*Duvak indirmeyesun.

*Kuçayi kadar yaşayasun.

*Kan yirin yiyesun.

*Gözlerun bedenune aksun.

*Dönmez olasun.Rizkun kesilsun.

*Korbakor olasun.Kutiçi olasun.

*Başuna ğezep yağsun.

*Başuna benim kadar baş düşsün.

*Koyayim seni teneşir tahtasina.

*Kutrum olasun kapilara bakasun.

*Yuvarlak taş olasun bir yere konmayasun.

*Akşam yatasun sabah kalkmayasun.

*Peşuk sallamayasun.

*Emzurduğum süt burnundan gelsun.

*Kaybana olasun

*Kayiplara karişasun.

*Anami sattida durdi.

Rizeli Ata Sözleri

01) Aferun torbasi dolmaz
02) Afkurmasını bilmeyen köpek, koyuna kurt götürür
03) Ayranum budur, yarısı sudur Yersan da budur, yemesan da budur
04) Bacanak bacanağı dere başukarı arar
05) Bahane sığırlere dolanıyı sirtlere
06) Bekle eşeğum bekle, manca pişirde yersun
07) Ben derum torunum yok, o derki dayimsun dayim
08) Bilmeduğun atun kerisina keçma
09) Bişe desem soz olur, demesam maraz olur
10) Borç çıktı bine gel elmanın dibine
11) Cihanun kördüğü dane bitmez
12) Çalışta gavura kalsun
13) Çocukla kirma yola olur başuna bela
14) Çorbaki daşar, kepçenin pahası olmaz
15) Değneğum dağarcığum, suparam süreceğum
16) Demir taradi sağa da yaradi
17) Dut demeğa dudak lazum
18) Et diline bıçak eline
19) El eliyla ilana tutma, ilana da yazik olur
20) Etme kulum bulma zulum
21) Evi sildim süpürdüm, kutis geldi oturdu
22) Ezme, ezilma, orta kal
23) Farzdan önce farz var.
24) Haçan bir kız kaçacak yan basar ayağını (Aklı Başında olmaz)
25) İki şoza bir güneli üstüne bir hapsikoli ( Güneş almayan yere hamsili ekmek)
26) İlan topraği ufura ufura yer
27) İlan eğrulur, buğrulur deliğune kirinca doğrulur
28) İyiluk yap at bayışağa
29) Kalbim defter, dilum donmez
30) Kalktı rahmetli, oturdi korbakor
31) Kedi anasının canı içun sıçan tutmaz.
32  Kedinun kuyruğuna basmayinca sana hirlamaz
33) Kendume yer edeyim bak sağa ne edeyim
34) Kestane kumuşiden çıktı, kerisini beğenmedi
35) Kim verursa bağa yerum, ben ondan yana derum
36) Korkma kişin kişundan, kork aprilun beşinden
37) Köpeği andun, kutilayı hazırla
38) Köpek tüyünü değişir, Huyunu değişmez
39) Kumden halat olmaz
40) Kurdun adi çikti, çakallar paş koparayi
41) Lafun tutulursa hakimsun, lafun tutulmazsa sen kimsun
42) Madem kideyu miras, bende yiyeyum biraz
43) Mut mut dema armut de
44) Ne doğrarsan çanağuna o gelur kaşığuna
45) Ne kosan çanağuna o gelur kaşığuna
46) O kızım saha derum  o gelinum sen işit
47) Ormanlarin gozi var, yolun kilavuzu var
48) Ortak mala çöpek bile işemez
49) Öküz eldi ortaklık bozuldu.
50) Pahane uşağa, yarısı bayışağa
51) Sen kârin peşindesun hazırı elden gitti
52) Siçan işedu denize oldi oğa ortak
53) Siçan delikten siğmayi, hopeçileri da takar peşine
54) Sırğan yerina sırğan biter
55) Sünçer düştü terekten kirdi belini (Mızmız kişiler için kullanılır)
56) Tatlı dil ilanı yuvasundan çıkarur
57) Yetimun koletisi pişmez, pişseda yanar
58) Yuz sene ilerisinu duşun, bir da cerisini
59) Zayuf atun kıblesi olmaz

Tüm Atasözlerinde Rize insanının mizahi kişiliğine bağlı güldürme özelliği vardır :)

Evlenme ve Sonrasında Yapılanlar

Evlilikler yakın çevreden yapılır, yakın çevrede kız yoksa dışarı çıkılırdı.
Gelinlik kız komşu, akraba ve aile büyüklerince yapılırdı. Her ne kadar erkeğin görüşü alınsada son söz aile büyüklerindi
Beşik kertme vardı. Ancak bu doğuda olduğu kadar zorlayıcı olmayıp, çocuklar büyüyünce evleme zorunluğu taşımazlardı.
Kız arama da elçi denilen insanlar devreye girerdi.
Kız seçimine çok önem verilirdi. Kızın soyu sopu araştırılırdı. Kız tarafıda erkeğin soyu sopunu araştırır, uygunsa verirdi.
Kızın erkeğe gönüllü olması ve kaçma işini beraber planladıkları durumlarda olay fazla büyütülmez, zamanla örtbas edilirdi.
Sevenlerin kavuşamama durumunda maraz denen ruh hastalıkları olurdu.
Kız istenmeden önce ondan büyük kız olup olmadığı araştırılırdı. Böyle bir durum varsa kız istenmez, istense de büyük kız varken ufak kız verilmezdi.
Kızın bir başkasına sevdalı olup olmadığına bakılrdı.
Kız daha istenmeden, yani iş resmiyete dökülmeden elçiler sayesinde iş halledilmiş olurdu.
Kız istenmeye gidilirken karşı taraf haberdar edilir, hazırlıklı olmaları sağlanırdı. Erkek tarafı karşılanır ağırlanır. Bir müddet ordan buradan konuşuldukjtan sonra asıl konuya girilirdi. “Allah’un izniyle, Peyganberun kavliyle kizinuzi oğlumuz Temel’e istiyiruk” denirdi. Kız tarafı kendini naza çeker, cevap vermek istemez, çay kahve, yemek ikram edip konuyu dağıtmaya çalışırdı. Erke tarafı da israr eder “Kızı vermezseniz ne yemeğinizi yeriz nede kahvenizi içeriz” derdi. Hayli mücadele sonunda istekler sıralanır, kabul edilince de kız verilirdi.
Kız istendiğinde verilirdi. Çünkü söz önceden alınır ve kararlaştırılmış olurdu. Söz alınmadan kız istendiğinde, istenmedik olaylar olabilirdi. Erkek tarafı soğuk karşılanır. Mazeretler uydurulur. Bazen de kız görücüye çıkmazdı. 
Kız tarafı erkek tarfının karşılayabileceği kadar başlık parası isterdi. Bu kıza harcanırdı. Ayrıca kıza alınacak eşya ve altın tesbit edilirdi. 
Ara kesildikten sonra (kızın sözünün alınması) olay hemen duyurulurdu. Bu da erkek tarfının dılaru da hava ya kurşun sıkmasıyla olurdu. Peşinden yemek yenir. Düğün günü belirlenir, ayrıntılar konuşulurdu.
Ara kesilirken kız tarfına verilen sözler düğnden önce yerine getirilirdi. Bir alış veriş günü tesbit edilirdi. Genellikle Çarşamba günü olurdu. Her iki tarfta birinci derece yakınlar olurdu. 
Takılardan genellikle çok eskiden dilme fes, beşli, daha sonraları zincir, bilezik, küpe, yüzük, saat, alyans, iğne gibi altın eşyalar alınırdı. Daha sonra söz verilen giyim kuşam ve yerleşimle ilgili diğer eşyalar alınırdı. 
Alınan eşyalar önce kız evine gönderilir, kızın kendi hazırladığı  eşyalarla birlikte sergilenirdi. Bu olaya “Bohça Açıldı” denirdi. Perşembe’den Cumartesiye kadar açık kalır isteyen gelir bakardı.
Eşyalar evden çıkarken, kızın erkek kardeşi yoksa bir yakını kapıyı keser ya da sanduğa otururdu. Kapı  erkek tarafının bir miktar para vermesiyle açılırdı.
Cumartesi erkek evine getirilen eşyalar kız tarafınca yerleştirilirdi.
Kına gecesi Cumartesi olup her iki taraftada yapılırdı. Misafirler horon eder, oynar, toplu halde kurşun sıkılırdı.
O gecede geline kına yakılır. Başka isteyenlerde var ise onlarda kına yakardı. Bazen geline yakma işlemi Pazar sabahına bıraklıdığı da olurdu. 
Erkek tarafı kına gecesinde şeker, fındık türü yiyecekler gönderirdi. 
Pazar sabahı erkek tarafı kalabalık bir halde kızı almaya giderdi. “Duğunci” denen bu grup yol boyunca sık sık silah sıkardı. Bunu duyan kız tarafı da karşılık verirdi. 
Gelini evden genellikte damadın babası veya ağabeyi çıkarırdı. Bu arada kapı kesilir bahşiş istenirdi. Yol boyunca yer yer yol kesildiği olurdu. Geli evden çıkarken kurşun sesleri ortalığı yıkardı.Bazı evlerdede ilahiler okunurdu
Yol yakınsa gelin yaya, uzaksa at ile getirilirdi.
Gelinin evinden gelenlere ikram edilen lokumu damada ulaştıran ödüllendirilirdi. Bu kimseye “müjdeci” denirdi. Müjdeciye ya para ya da bir tepsi baklava verilirdi. 
Kız ve erkek tarafıı birlikte kurşun ata ata gelinle birlikte erkek evine gelirdi. Bu gruba “alay” denirdi. Kız ağlarsa, “Hem ağlıyalum, hem gidelum” denirdi.
Kız eve girmeden önce tatlı dilli olsun diye, elini bala tutturup sağ parmaklarıyla kapının başına sürerlerdi. Zengin olsun diye başına bez koyup para dökerlerdi. 
Kız tarfından birileri gelini içeri sokmaz.Bir şeyler isterdi. Buna “kapılık istemek” derlerdi.
Gelin odasına götürülür, oturtulur, yanında genellikle ablası veya yengesi bulunurdu. Bazen de o mahalede yeni gelin olmuş birisi de olabilirdi.
Düğün akşama kadar devam ederdi. Bu arada sıksaray, sallama, atlama, titreme gibi horonlar yapılırdı. Horonlar genellikle erkek erkeğe, kadın kadına oynanırdı.  Erkekler daha çok evin dışında veya avluda, kadınlar ise evin içinde bir yerde oynarlardı. Erkekler kızlar bir arda oynadığında kadınlar veya kızların kollarına ancak yakınları girebilirdi.
Horonlar kaval, tulum, akordiyon, mozika (mızıka) nadir olarak zurna ve daha çok kemençe eşliğinde oynanırdı. 
Çoğu zeminde şairle atma türkülerle horona ayrı bir renk katarlardı.
Bu arada erkek anaları da boş durmaz. Sağa sola göz gezdirir. Bir kız ararlardı.
Yakın komşuların yardımıyla misafirlere yemek verilirdi. Bu arada bazıları bahşiş almak için yemeği engellerdi. Buna “sofra bağlama” denirdi. 
Hava kararamadan düğün alayı dağılır fakat kız tarafından bir kaç kişi bir müddet daha beklerdi.
Gerdeğe girilmeden eğer önceden kıyılmadıysa ” hoca nikahı” yapılırdı. 
Ev gerdeğe gireceklere bırakılır. Bir günlüğüne ev sakinleri komşulara kalırdı.
Pazartesi günü gelin erken kalkar ve ev işlerine konulurdu. Sözde uğursuzluk getirmesin diye geline bir hafta süpürge tutturulmazdı. Bugün aynı zamanda kız ve erkek tarafının birbirine bohça içersinde hediye verdiği gündür. Bu olaya “bohça çıktı” denirdi. 
Düğünden bir hafta sonra “yedi” olurdu. Yedi, kızın damatla babasının evine gitmesiydi. Damat’a bu arada bazen ağra kaçan şakalar yapılırdı. Bu şakalrdan korunmak için damadın yanında korumaları olurdu. 
Damat sofraya oturduğunda sofra arkadaşları tarafından bağlanır. Kaynana sofranın açılması ve damadın yemek yemesi için bahşiş verirdi.
Yedididen birkaç gün sonra da kız tarafı erkek tarafınca devet edilirdi. Bir çoğu hala rize’de yapılmaktadır… Alıntı Kaynak : Rizede.com

Doğum ve Sonrası Yapılanlar

Evlililiğin ilk devrelerinde gelinin hamile kalması istenirdi.

Hamile kalmaması durumunda telaş düşülür, hata varsa bunun gelinden kaynaklandığı düşünülürdü.

Hamile kalınması için okutma dahil her çareye başvurulurdu.

Birkaç sene içinde eğer gelin hamile kalmazsa, anlaşılarak ya boşatılır, ya da üzerine kuma alınırdı.

Eğer hamil kalmışsa, oturmasına, kalkmasına, yemesine, içmesine kadar dikkat edilir, bu arada bir çok batıl yöntem de uygulanırdı.

Doğum zamanı köy ebesi çağrılırdı. Bebeğin çıpa’sını (göbek bağı) ebesi veya iyi huylu birisinin kesmesi istenirdi.

İlk doğan sebinin erkek olması istenirdi. Şimdi de öyle ya.

Çocuk doğar doğmaz sağ kulağına ezan ve sol kulağına kamet okunurdu.

Doğum yapan anne kırk gün lohusa kalırdı.

Çocuğa genellikle büyüklerin ismi verilirdi. Daha çok ölen nine, dede veya yakın tarihte ölmüş birinin ismi verilmesi halen devam etmektedir.

Çocuk kısa bir süre kundakta kalır. Sonra beşiğe alınırdı.

Nazarlanmasın diye çocuk uzun süre yabancılara gösterilmezdi.Gösterileceği zaman nazarlık takılır, yüzüne kara sürülürdü.

Anne sütü olduğu müddetçe emzirilir. Sütten kesildikten sonra inek sütü verilirdi.

Anne sütü yoksa, ilk zamanlarda, süt anne aranırdı. Yakın çevreden herkes çocuğu emzirir ona süt anne olurdu. Süt annelik yaygın bir uygulama olup yer yer hala devam etmektedir.

Süt çocuk, süt kardeşi ve ondan sonra doğacak çocuklarla “süt aşağı akar” diye evlendirilmezdi.

Kız ergenlik dönemine kadar çember, daha sonra da keşan bağlardı.

Erkek çocuklar ergenlik dönemine kadar mendil, yağluk, daha sonra da başlık ve abaniye bağlardı. 

Doğumdan sonra kızın annesi tarafından peşuk alayı yapılırdı. Alay ekek evinde olurdu. Alaya kızın ailesi ve yakınları katılırdı.Çocuk kız ise kırmızı, erkek ise mavi beşik hediye edilirdi. Bu olay sadece ilk çocuk için yapılırdı. Diğer çocuklar bu beşikle büyütülürdü. 

Alaya katılanlar eşya ve hediye veririlerdi. Kundağa konulmuş paralar ise çocuğu yıkayan ebeye hediye edilirdi. Ebeler çoğu zaman bu parayı almaz çocuğa bırakırdı.

Bu adetlerimizin bir çoğu şu anda uygulanmasada hala uygulayan kesimler bulunmaktadır…

Ölüm ve Sonrasın’da Yapılanlar

Cenaze törenlerini hocalar yönlendirir.
Eğer durum ağırlaşmış ve yapılacak bir şey kalmamışsa, hoca çağrılır, son nefeste Kur’an ile gitmesi sağlanırdı.
Ölüm yaşlılar için doğal karşılanır, çocuk ve genç ölümleri  derin iz bırakırdı. 
Ölen kimsenin ağzının açık kalmaması için bir bez parçasıyla ağzı bağlanır.
Üzerine şişmemesi için bir bıçak konur.
Ölüm olayı yakın köylere sela, uzaklara telefon veya telgrafla bildirilir.
Cenaze genelde, ertesi gün gömülür. Bundan maksat uzakta olan yakınlarun gelebilmesi içindir. 
Genellikle öğle namazı sonrası, yakınların yetişememe durumunda ikindi namazından sonra defin işlemi olur.
Ölüye dargın olanlar dahi cenaze törenine katılır.
Ölünün başında ağıt yakılır. Ağıtlarda sınır olmaz. Ölenin ardından iyiliklerinden, yaşadıklarından gelişigüzel sesli olarak bahsedilir. Bunu kadınlar çoğunlukla yapar.
Komşular devreye girer, ölü sahiplerini teselli ederken geleni gideni ağırlar, uzaktan gelenlere yemek veririler. 
Ölünün hazırlanması, cenaze önce ve sonrası işlele hep komşular uğraşır.
Yıkanıp tabutla musllaya konan mevtanın yüzüne isteyen bakabilir.
Cenaze namazına tabut omuzda götürülür. 
Her ailenin kendine ait mezarlığı olduğu gibi  köyün ortak mezarlığıda vardır.
Ceset özenle hazırlanan mezara tabutla veya kefenle konur.
Ceset gömülürken Kur’an okunur. Cenazeye gelen çocuklara bisküvi, şeker, fakirlere ve ihtiyacı olanlara havlu, namazgah, Kur’an-ı Kerim, dini bilgiler ve para verilirdi.
Bazı yerlerde ölenin günahlarını affı için devir denilen dini bir tören yapılırdı.
Defin akşamı ölü evinde Kur’an okunur. Bazı yerlerde de ölünün yıkanmasından gömülmesine kadar ki süre de hatim yaptırılır.
Belli aralıklarda mevlit okutulur. Katılım yogun olur.
Ölü yakınları uzun süre yalnız bırakılmaz, ziyaret edilir.

Alıntı : Rizede.com

Çayelinde trafik kazası : 1 yaralı

25 Mayıs 2009

Yazan: Wezir

Kategori: Rize Haberleri, Çayeli

Etiketler:

Çayelinde trafik kazası : 1 yaralı

Kaza

Çayeli’nin Kaptanpaşa köyünden hareket eden, Güneysunun Yüksekköy köyüne kayıtlı Murat AKSOY(30)  53 AU 091 plakalı kamyonetiyle Buzlupınar köyü kapalı köprü mevkiinde virajı alamayarak dereye uçtu.
30 Yaşındaki Murat Aksoy Rize Devlet Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı.

Yemekteyiz Rize birinci kim oldu?

Show tv iç yapımlarının hazırlayıp sunduğu Yemekteyiz Rize’ye ayrı bir hava ve renk kattı..!
Yemekteyiz havası Rize’de esti.

Yarışmanın birincisi Serkan Öz oldu
Serkan bey 29 yaşında,evli,alabalık yetiştiriciliği yapmakta.

Yarışmacılar;
18 mayıs - Necla Yıldırım
19 mayıs - Havva Telatar
20 mayıs - Semsettin Koyuncu
21 mayıs - Nimet Karamahmut
22 mayıs - Serkan Öz

Kıyasıya geçen yarışmada ön plana çıkanlar,

Şemsettin‘in yemek ayırt etmemesi ve yemekleri unutup yetiştirememesi…
Havva‘nın Fenalaşması ve hiç birşey yiyememesi
Necla‘nın kıyafetleri ve ani dönüşümleri
Nimet‘in yemekleri ve agır başlılığı
Serkan‘ın agır başlılığı ve Rizespor sevgisi

Rizespor yeni stadı fotografları

Çaykur Rizespor’un yeni stadının adı bu günlerde kararlaştırılmışken yeni stadın görüntüleri’de görülmeye değer…

Ç.Rizespor’un yeni stadının ismi

Çaykur Rizesporumuzun yeni stadının fotoğrafları haberın devamında bulabilirsiniz…

rizespor_yeni_stadi_1

rizespor_yeni_stadi_2

rizespor_yeni_stadi_3

rizespor_yeni_stadi_6rizespor_yeni_stadi_4

rizespor_yeni_stadi_7

rizespor_yeni_stadi_8

rizespor_yeni_stadi_9

rizespor_yeni_stadi_12

 

rizespor_yeni_stadi_13

rizespor_yeni_stadi_10 

Ç.Rizespor’un yeni stadının ismi

Stadın bitimiyle ismi merak konusu olan Çaykur Rizespor’un yeni stadının ismini başkan Mete açıkladı!

Stadın yeni sezon’da hizmete gireceğini açıklayan başkan, Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı’nın isteğiyle stadın adını Recep Tayip Erdoğan Stadı olarak kararlaştırdı. Bu konuya açıklık getiren Mete; ‘Biz bundan gurur duyarız. Bizim için onur olur. Başbakanımızın bize katkısı çok büyük” dedi

Halim Mete, Mehmet Cengiz Tesislerinde gazetecilere yaptığı açıklamada, sona eren sezonda yaşanan başarısızlıktan gerekli dersleri aldıklarını, ancak kimseyi suçlamadıklarını söyledi. Mete, ´´Fakat bakıldığında Bank Asya 1. Lig´in en pahalı takımı kurulmasına rağmen beklenen başarılar gelmedi. Borçlarla uğraşmaktan takımla uğraşmaya vakit bulamadık. Şimdi kuracağımız takımın bütün sorumluluğunu üzerimize alacağız. Ayağı yere basan, formasının hakkını veren oyuncular transfer edeceğiz´´ dedi.
    
Kulübün toplam 13 milyon lira dolayında borcu olduğunu ifade eden Mete, şöyle konuştu: ´´Hiç hesapta olmayan farklı borçlar ortaya çıkıyor. Organizasyon firmalarına borçlar var. Eski oyuncumuz Can Cumhur Bozacı, Rizeli olmasına rağmen yine alacakları yüzünden kulübü icraya vermiş. Zaman zaman böyle borçlar çıkıyor. Gönlüm isterdi ki hiç borç olmasın. Ancak gerekli tedbirleri almış durumdayız. Kulübün geneli için 20 milyon lira bütçe oluşturuyoruz. Transfer için 7 milyon lira bütçe ayırdık. Kalan 13 milyon lirayla borç dengesini sağlayacağız.´´

Atatürk caddesinde yeniden

Bir süre yerel seçimlerden dolayı ara verilen Atatürk caddesi modernleştirme çalışmalarına yeniden başlandı!

Secim sürecinin araya girmesi ile çalışmalarına ara verilen Atatürk Caddesi Kentsel Dönüşüm Projesi bugün yeniden başladı. Çamlıbel mahallesinden şehir meydanına kadar uzanan 1 km’lik Atatürk Caddesinin seçim dolayısı ile ara verilen çalışmaları eczaneler sokağında çevre düzenlemeleri ile devam ediyor. Yerler doğal granit küp taş döşenecek, kaldırımlar ise granit taşla kaplanacak. Ayrıca farklı dizaynda aydınlatma olacak.

Caddenın kaldırımlarının halka ve esnafa sorun olduğu gerekcesiyle 3 metrelik kaldırımlar yapılıyor.

Başkan, Halil Bakırcı; “ Atatürk Caddesinin Dalyan’dan Meydana kadar olan kısmı şu zamana kadar bitirmiştik. Seçim münasebetiyle biraz ara verdik. Ve kaldığız yerden çalışmalarımıza devam ediyoruz. Yaklaşık 1,5 ay’da tamamlanacaktır. Bu süreçte hemşerilerimin biraz sabretmelerini istiyorum. Esnaflarımız sürekli yardımcı oluyorlar. El birliği ile Dönüşüm ve Gelişimi hep birlikte sağlayacağız” şeklinde demeç verdi.

Telekom ve Tedaş hatlarında da yenileme yaşışmaları yapılacagı gibi, yağmur suyu kanalları da uygun hale getirilecek.

Çalışmaların bitimiyle cadde de modern ışıklandırma, ağaç ve cicek gibi süslemeler yapılacak

« Önceki yazılar